İstanbul - Üsküdar
image

Tüp Mide Ameliyatı Kimlere Yapılır ?

Tüp mide ameliyatı 18-65 yaş arasında olan daha önce bir çok kez diyet ve egzersizle kilo verme girişinde bulunmuş ve başarısızlıkla sonuçlanmış, vücut kitle indeksi 40 kg/m2 ve üzeri olan bireylere uygulanabilir.

Vki’si 35- 40 kg/m2 arasında olan diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi gibi yandaş hastalıkları olan bireylere de uygulanabilir. 35 vki ve altında olan bireyler için öncelik mide balonu veya mide botoksu gibi ameliyatsız yöntemlerdir ancak 30-35 kg/m2 vki’deki çok ciddi rahatsızlıkları olan bireylerde ameliyat düşünülebilir.

Tüp Mide Ameliyatının Avantajları Nelerdir ?

Obezite hastalarının kalp hastalığı, diyabet ve diyabete bağlı komplikasyonlara yakalanma riskleri çok yüksektir. Yanı sıra yüksek kolesterol hipertansiyon uyku apnesi gibi hayatı olumsuz etkileyen bir çok yandaş rahatsızlıklar ile baş etmek durumundadırlar. Tüp mide ameliyatı ile hızlıca kilo veren hastalar, fazla kiloya bağlı mevcut hastalıklarında % 90 iyileşme gözlenirken, ortaya çıkması muhtemel yandaş hastalıklarında önüne geçilmiş olunur.

Obezitenin fiziksel zorluklarının yanında birde psikolojik zorlukları vardır. Daha önce bir çok kez denenen ve olumsuz sonuçlanan diyetler, kişilerde başarısızlık hissi, düşük öz saygı, depresyona yol açmaktadır. Tüp mide ameliyatı ile hızla kilo veren bireylerin özgüvenleri, özsaygıları artmakta, başarısızlık hissi ortadan kalkmakta ve sosyal ilişkileri kuvvetlenmektedir.

Ameliyatın laparoskopik yöntem ile yapılması ameliyat sonrası riskleri azaltırken, iyileşme sürecindede hastaların konforlu bir iyileşme süreci geçirmelerinde önemli bir faktördür.

Tüp Mide Ameliyatının Riskleri Nelerdir ?

Obezite ameliyatları kazanç ve risk düzeyleri karşılaştırıldığında, kazanç oranı önemli oranda yüksek gelmektedir. Ancak olası riskler hiç bir zaman göz ardı edilmemesi gerekir. Tüp mide ameliyatı sonrasında olası ve hayati risk taşıyan komplikasyonları ameliyattan sonra ilk on beş gün görülebilmektedir. İlk iki hafta görülebilen komplikasyonlar şunlardır; zımba hattı kaçakları, kanama ve emboli riskidir.

Tüp mide ameliyatı sonrası ilk iki hafta hem cerrahi hem hasta psikolojisi açısından çok önemlidir. Hem önemli bir ameliyattan sonra toparlanma süreci ve bir anda değişen beslenme düzeni hastayı kısa vadede olumsuz etkileyebilmektedir. Komplikasyonların belirtileri görüldüğünde hemen doktorunuza ulaşmanız gerekir çünkü;acil müdahale komplikasyonların tedavi sürecini kısaltmakta ve tedavinin başarısını olumlu yönde etkilemektedir.

Stapler yani zımba hattı dediğimiz kaçaklar bu ameliyatın en riskli komplikasyonudur. Hasta olası yaşadığı ters durumları hızlı bir şekilde doktoruna iletmesi hayati önem taşımaktadır. Kaçak belirtileri yüksek ateş, şiddetli karın ağrısı, yüksek nabız, titreme halsizlik gibi bulgular meydana getirmektedir. Doktorun da zamanında ve başarılı müdahaleleri olası kaçakların tedavisinde önemli rol oynamaktadır. Zımba hattı kaçaklarının belirlenmesi ve tedavisi tecrübeli bir obezite cerrahı tarafından oldukça kolaydır.

Emboli riski herhangi bir ameliyattan sonra oluşma riski vardır. Fakat obezite ameliyatları pıhtı emboli oluşumu açısından sıradan bir ameliyata oranla görülme ihtimali daha yüksektir. Fakat emboli riskinini gerekli tüm önlemler alınarak kolaylıkla oluşma ihtimale neredeyse ortadan kaldırmak mümkündür. Ameliyattan bir gün önce veya ameliyat günü kan sulandırıcı iğne başlanır ve emboli çorabı (varis çorabı) giydirilerek önlemler alınmış olur. Hasta ameliyat sonrasında emboli önleyici çorabı ve kan sulandırıcı iğnesini taburcu olduktan sonrada evinde on gün kadar kullanması gerekmektedir.

Kanama ise bu ameliyattan sonra en sık görülebilen komplikasyondur. Kanamaların tamamı hastanede meydana gelip gözlemlenmesi dren sayesinde çok kolaydır. Kanama meydana gelmiş hastada halsizlik baş dönmesi ve düşük tansiyon meydana gelebilmektedir. Kanamanın tedavisi kanamanın miktarına göre sadece kan takviyesi ile kolayca üstesinden gelinebilmektedir.

Tüm Mide Ameliyatı Sonrası Beslenme

Tüp mide ameliyatından sonra hastalar ilk iki gün damar yolu ile beslenmektedirler. 3. günün yapılan kaçak testi ardından sıvı diyet dönemine başlarlar. Ameliyattan sonra ilk 15 sıvı, ikinci 15 gün püre ve sonrasında katı diyete başlarlar. Bu süreçte diyetisyenin önerilerine uymak ameliyat sonrasında yaşanılabilecek komplikasyonların önüne geçmekte büyük önem taşır.

1. Sıvı Diyet Dönemi
Sıvı diyet döneminde içeceklerin küçük yudumlarla ve yavaş yavaş içilmesi kaçak komplikasyonunu önlemekte önemlidir. Bu dönemde içilen sıvıların:

  • Ilık,
  • Şekersiz,
  • Şeffaf ve Tanesiz olmalıdır.

Hızlı iyileşmenin sağlanmasında proteinler önem taşır. Kişinin ihtiyacı olan protein miktarı bu dönemde süt, ayran, et suyu/ tavuk suyu ve protein tozlarından karşılanır. Protein tozlarının dozu ve kullanımı diyetisyeniniz tarafından belirlenecektir.

2. Püre Diyet Dönemi

Püre diyet döneminde tüketilebilen tüm yiyeceklerin blenderdan geçirilmesi ve küçük lokmalarla tüketilmesi gerekmektedir. Bu dönemde

  • Çiğ sebzeler
  • Kuru yemişlere
  • Salça
  • Baharat
  • Yağ
  • Limon
  • Soğan
  • Sarımsak gibi mideyi uyaran lezzet vericilere yer verilmemektedir.

3. Katı Diyet Dönemi

Katı diyet döneminde artık kişiler yemekleri çatal, bıçakla çok küçük lokmalarla yavaş yavaş yemeğe başlarlar. Besinlerin tüketilebilmesi, hazmın zorlaşmaması ve midenin büyümemesi için en önemli nokta katı-sıvı ayrımıdır.

Ameliyattan sonra yiyecekler ve içecekler bir arada tüketilmemeli ve araya en az yarım saat konulmalıdır.

Benzer Yazılar